Etiketler

fikriyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fikriyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Ocak 2021

Ya Kapitalizm? : Feminizm The Economist'e Karşı

 


Hasan Aycın


Aşağıda birbiriyle hiç alakası olmayan iki ayrı video bulacaksınız. Birisi Simone de Beauvoir ile İkinci Cinsiyet kitabı çerçevesinde feminizm üzerine yapılan  gayet keyifli bir röportaj. Diğeri ise Barkın Bayaoğlu nam-ı diğer Altın Elbiseli Adam'ın (AEA) motorsiklet ile Paris'den İngiltere'ye yolculuğu ve bu yolda giderken anlattığı The Economist dergisinin kuruluş hikayesi.

24 Şubat 2019

İthal Yaşam Biçimleri mi, Gelenek mi I


Son yıllarda memnun kalmadığımız yaşam formumuzu değiştirme gayesiyle yönelmemiz üzere önümüze sunulan, memnun olmadığımız yaşam formları ile hemşehri, yeni yaşam şekillerine çekimser yaklaşıyorum. Bu memnun olunmayan yaşam formu nedeniyle gençlik döneminde kendi üzerine düşünmeye vakit ayıramamak mı yoksa yine aynı nedenle kendine fazlasıyla yabancılaşmak mi bu yola sevk ediyor bilemiyorum ama çözümü tercüme( uyarlama değil) eserlerde aramak bir başka çıkmazın içine sokuyor bizleri.

24 Aralık 2018

Çocuklara Kitap Okumanın Başlangıcı ve İçeriği Üzerine


Bugün üyesi olduğum bir sosyal medya grubunda çocuklara kitap okumaya başlama zamanı ve şekline dair yöneltilen bir soruya cevaben verdiğim bilgileri burada da kayıt altına almak istedim. Soru; çocuklarınıza ne zaman kitap okumaya başladınız, hangi kitapları niçin tercih ettiniz, şeklindeydi. Benim cevabım ise şöyle oldu:

30 Kasım 2018

Bağdat'dan Dönecek Hesap: Kayıp Kelimeler

Çocukların artık pokemon karekterlerini gördükleri ağacın meşe mi çınar mı, önlerine çıkan hayvanın geyik mi çakal mı olduğunu ayırt etmekten daha iyi tanıdıkları bir zamanda yaşıyoruz. Doğrusu büyükler de pek farklı durumda değiller. Bir çok esere imza atmış ödüllü bir yazar olan Dr. Robert Macfarlane çocukların doğayla aralarındaki bu mesafeyi kısaltmayı ümit ederek ilüstratör Jackie Morris ile birlikte enfes bir kitap hazırlamış.

14 Temmuz 2018

Ev Yapımı Güneş Kremi

Balmumu ve kakao yağı karışımı ile kendi yaptığım güneş kremi yirmi yıldır yazları güneş yanığından korunmak için kullandığım tek koruyucu oldu. Çocuklar vesilesiyle bu karışımı bir iki yağ ilavesi ile zenginleştirdim. Karışım bu yeni içerikle çocukların hassas ciltlerini güneş yanığından korumada da başarılı oldu.

27 Mayıs 2018

12 Mayıs 2018

Aram, Sıddika ve Salih'in Annesi Olmama Şükranla


Nereden geldiğimizi nasıl başladığımızı hatırlamadığım bir sohbetin ortasında Aram: 
"Anne falan kişi dedi ki: 
'Küçükler büyük olmak, büyükler küçük olmak istiyor'. 
Sen küçük olmayı ister miydin?"
Hiç beklemediğim, cevabını bilmediğim bir soruydu.
Biraz duraksadım...
Hiç düşünmemiştim o ana kadar; 
geriye gitmek, hayatımın geçmiş anlarından birinde olmak ister miydim?
O an fark ettim ki hayatımın çocuklarımın olmadığı hiç bir karesine geri gitmeye dair hiç bir iştiyak duymuyorum.
Sonra kendimden emin bir şekilde:
"Hayır evladım, sizin olmadığınız bir döneme geri dönmeyi istemezdim" 
dedim anlamaz bakan gözlerine bakarak. 
"Yani küçük olmayı dilemem aynı zamanda sizin benim evladım olmadığınız bir döneme geri gitmeyi istemem manasına geliyor ki hayır, sizin evladım olmanızdan o kadar memnunum ki sizin olmadığınız bir hayat dilimine geri dönmek istemiyorum.
...

28 Şubat 2018

Carl Gustav Jung: Face to Face (BBC - 1959) Türkçe Altyazılı


Bir vesile karşılaştığım bu pek nitelikli psikiyatr sohbetini sizinle paylaşmak isterim.

Konuşmada Jung'ın aklıma kazınan iki ifadesine burada yer vermek isterim:

01 Aralık 2017

Ayla Eliyle Kore'nin Yeniden Katli Uzerine








Ayla filmine gittim.

Film bittiğinde "Helal Olsun Can Ulkay'a" dedim içimden; "67 yıl sonra Kore'yi yeniden katletmiş.", "Gerçek bir hikayeye" dayanarak, "Kore gerçeğini nasıl da görünmez kılmış...".

03 Ekim 2017

İslam Geleneğinden Folklorik Hikayeler

İslam Korkusuna Hikayeler Aracılığıyla Mukabele: Halk Masalları

Halk masallarının  tüm dünyada nesilden nesile ulaşan zamansız hikayeleri vardır. Sözel hikaye anlatıcılığına vesile olduğu için halk masalları kolayca hatırlanacak ve anlatılacak şekilde kaleme alınır - böylece hikaye saatleri için biçilmez kaftandırlar.  Eğlendirici ve çekici olmanın yanı sıra halk masalları ana inançları aktarmakta, kültürel değerleri yinelemekte ve ortak geçmişi paylaşmakta eşsiz bir değere sahiptir.

22 Mart 2017

Kadından Topluma: Tasha Tudor

New Hampshire'in çizeri hanımefendiyle hanımefendiliğe methiye dizen satırlarıyla karşılaşmıştım. Kim bu meşhur ve gün görmüş hanım diye internette gezintiye çıktığımda ise gördüğüm fotoğraf kareleri beni büyüledi.   Sadece karelerden yaşadığı her anın hakkını verdiğini görmek mümkündü. Öylesine huzur ve emniyet içerisindeydi yüzü her işi yaparken; balta elindeyken, bir kuşu okşarken yahut bulaşıkları yıkarken, çizim yaparken, ikindi çayı içerken...

19 Mart 2017

Kadından Topluma II: Betûl Mardin



Betûl Mardin, ülkemizde fark yaratan hanımlardan sadece biri. Kendisini kendi dilinden dinleyelim.








Betûl Mardin hanımefendinin Kübra ve Büşra Sönmezışığa verdiği röportajın bağlantısı.
Bir de gelini Ayşe Arman'a verdiği röportaj var Hürriyet gazetesinde. Teknik aksaklıklar nedeniyle linki şimdi veremiyorum. Site izin verince ilave edeceğim inşallah.


16 Mart 2017

Kadından Topluma I: Necla Koytak



Geçen gün bir vesile ile İstanbul'un annelik eğitimi emektarlarından Seyhan Büyükcoşkun hanımefendinin kızı Ayşe ile tanışınca zamanın bilgi kirliliği ile hafızamın penceresinin hayli buğulandığını fark edip azıcık elimle buğuyu açmak istedim.  İlk gözüme çarpan Necla Koytak hanımefendiydi. Daha çok küçükken ailemizin ilk aktivist hanımefendisi küçük yengemin vesilesiyle gıyaben tanıdığım Necla Hanım taze annelere annelik seminerleri veriyordu. Bir araya gelebilen her hanım grubuna gidip her annenin nasıl bir okul olduğunu anlatıyordu. Annelerin anneliklerine verdiği değeri yükseltiyordu, ehemmiyeti artırıyordu.

02 Şubat 2017

Başkasının Çocuğu Kimimiz Olur?

by Mitra Shadfar
 İlk çocuğumun bir yabancı tarafından ilk defa canının yakıldığı gün dün gibi aklımda. Doğduğu günden itibaren anbean artan muhabbetim üçüncü aylarında olan çocuğumun gözüne toz kaçsa yüreğimi hoplatacak hale getirmişti beni. Ancak genelde soğukkanlı görünen yapım hem çocuğumu sükunetli kılıyor hem de kriz anlarında heyecanımın galebe gelip meselenin çözümüne odaklanmama engel olmasına izin vermiyordu. Alevler dindikten sonra ya bir müddet sükunete gömülüyor ya da sessizce ağlıyordum. Ağlayamazsam uzun süre boğazımda bir yumru oturup duruyordu.

Bir gün beyimle oğlumu bebek arabasına yerleştirmiş evimizin yakınındaki markete alışverişe ve biraz da dolaşmaya çıkmıştık. Alışverişimizi yapmış kasada sıraya girmiştik ki arkamıza bizim gibi çocuklu bir aile gelmişti. Anne, bir buçuk yaşlarında bir çocuk ve sekiz on yaşlarında ablasından oluşan aile bizim gibi neşeli ve biraz farkla hareketliydi. O yaşlarda çocuğu olanlar bilirler, yürümenin tadına henüz varmış çocukları bir yerde zapt etmek hayli zordur. Zavallı ablası miniği idare etmek için çabalayıp duruyordu. Beyim çocuğumu önden itmiş kasada ödeme yapıyordu ben de hemen arkasındaydım ki çocuğumuzun çığlıyla ona yöneldik. Yüzünde minik bir kan damlası vardı avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Beyim hızla kemerlerini söküp çocuğu kucağına aldı ve ben durumu o an anladım. Arkamızdaki hanımın küçük oğlu minik bebeği merak etmiş biraz ilgi göstermişti gözle kaş arasında. Hanım üzüntüyle "Bir şey olmuş mu?" diye sorduğunda beyim "Olmuş tabi" dedi üzüntüyle ve bana kasayla ilgilenmemi rica edip dışarı çıktı çocukla. Ben ise onların selametinden emin olunca hemen arkama dönüp hanımı sakinleştirmeye, çocuğunun küçük olduğunu anlatmaya çalıştım. Bu kazaların olmasının çok normal olduğunu söylemeye çalışıyordum kadıncağızın durmaksızın özür dileyen cümlelerinin arasında. Elinden  tuttum "Gerçekten önemli değil, geçer gider, minik bir çizik sadece" diyebildim ama bu  sözlerim hanımın üzüntüsüne teselli olamadı maalesef.

İşimi bitirip dışarı çıktığımda artık çocuğum ağlamıyordu. Sarıldım, kokladım onu.
Beyime sakince olayın üzücü olduğunu ama çaresiz anneye sakinleştirici bir iki ifadeyi çok görmememiz gerektiğini söyleyiverdim kapının dışında. O bizim canımız yavrumuzdu muhakkak  ama çok minik bir hasardı olan. Çok daha büyüğü de olabilirdi yanlışlıkla. Daha kim bilir nelerle karşılaşacaktık. Bize emanet olan bu yavru ve diğer yavrular için güçlü ve adil olmalıydık.

Bu sırada hanım dışarı çıkıp bebeğimizin durumunu kontrol etmek istediğinde beyimden teskin edici ifadeleri duydu şükür. "Geçti gitti, merak etmeyin." dedi daha sakin bir sesle. Güzel dileklerle ayrıldık birbirimizden.

İçim çok yanmıştı. Olay sona ermişti ve benim acımı çekme zamanım gelmişti. Ağlayamamıştım, boğazıma bir yumruk oturmuştu. Biraz yürüyelim dedik rüzgarlı sonbahar havasında. Yürüdük yürüdük, başımızdaki ağrı kalbimizdeki acı dinmedi. Oysa ne küçüktü savaş çocuklarının, hastanede yatan çocukların ve sokak çocuklarının acıları yanında... Yine de ağırdı taze ana baba yüreğine...

Bütün bunları beş yıl sonra hatırlamam, anlatmam son zamanlarda çocukların birbirlerine yaptıklarını mesele haline getirenlerden yorulmamdan ileri geliyor.

by Majid Arvari
Şöyle ki, bir buçuk yaşında olan evladımın incittiği bir çocuğun annesi ben onun yavrusunu alıp okşar, teselli eder ve severken benimkini kucağına alıp "kardeş cici ama tamam mı güzelim" diyebilirken onu okşar öperken, diğeri "bir daha yaptığını görürsem kızacağım ama" deyip işaret parmağını sallayabiliyor veya yapılanı tasvirlerle içinden çıkılmaz bir hale getirebiliyor. İkinci yaklaşımdaki anneler ile o kadar fazla karşılaşıyorum ki başkalarının çocuklarına da çocuk olma hakkı tanıyan, normali kendi evladının özellikleriyle sınırlamayan anneleri gördüğümde rüyada mıyım diye kendimi çimdiklemek istiyorum.

Annelere ve çocuklara hayatı zor kılmakta en büyük maharet yine annelere ait anlaşılan. Bu da annelik sürecinde edindiğim hayat dersleri arsında bulunsun.

Selamet ve sükunet dilerim tüm annelere...
Bir de çok güçlü ve kocaman bir yürek tüm dünyanın çocuklarını kuşatabilecek...

29 Haziran 2016

Gökhan Özcan Makaleleri: Aslı Olmayanın Astarı 20160623


 Biz sadece bir kayboluşa kendimizi teslim ediyor değiliz; 
bu modern karanlık kurgunun sinsice dayattığı gibi, 
bütün 'yeniden bulma' ihtimallerini de
kurutuyoruz bir yandan..