20 Temmuz 2016

Türkiye Bir Kez Daha Ağır Bir Sınavdan Geçiyor II: Benim Penceremden

Naile acı acı çalan telefonun öbür yanından gelen kaygılı ve telaşlı sesiyle darbe olduğunu haber verdiğinde ikindi çayına gelen bir başka arkadaşım Kevser ve küçük oğlu Musab'ı uğurlamış çocukları yatırmaya çalışıyordum.  Bir kaç defa "ciddi misin", "emin misin" diye sorduğumu hatırlıyorum. Kabul edilemez bir şeydi. Seçimle yenemediklerini silahla kontrol altına almak, milletin iradesini hiçe saymak zorbalıktan başka bir şey değil.

Telefon geldiğinde boğaz köprüsü geçişe kapatılmasının üzerinden yarım saat kırk beş dakika geçmişti. Eşim Ankara'daydı, Naile bunu biliyordu. Belki de ondan aramıştı. Telefonu kapatıp hemen laptopumdan NTV, TRT v.s. ciddi yayın yapan kanallara ulaşmaya çalıştım. NTV uzaktan çekimle canlı canlı gösteriyordu boğaz köprüsü işgalini. TRT bir türlü açılmıyordu. Bu arada çocuklarımdan biri uyumuş diğer ikisi uyumaya çalışıyordu. Hemen beyimi aradım. "Telaş etmemem gerektiğini henüz hiç bir netlik olmadığını" söyledi. Zor anlarda olayın zorluğunu inkar yöntemini teselli etmede kullandığını bildiğim beyimin selamette olduğunu duymakla yetindim. Ardından Başbakanın açıklaması bir darbe girişiminin olduğunu teyit eder içerikteydi. Ancak gerekli emirler verilmiş polis işi kontrol altına almış askerleri tutuklamaya başlamıştı.
Oğlum ne olduğunu sorup duruyordu. Bir yandan vakit kazanıyor bir yandan da nasıl cevap versem diye düşünüyordum. Doğrusunu anlatmam gerektiğine karar verdim. "Askerler köprülerin başını tutmuş kimseyi geçirmiyorlar", dedim. Anlamaz gözlerle baktı. "Hani sen bazen ellerini kollarını açıp koridorda yolumuzu kesiyorsun ya, öyle" dedim. Yine de yatmamıştı aklına. Çünkü askerler "iyiydi", ben bu "yol kesiminden" kaygılıydım. Çelişkili bir durumdu bu onun için. Ben de aldım kucağıma ve bazı askerlerin kötü olabileceklerini anlattım. İşte bu kötü olanların köprünün girişini kapattığını.. O vakit yüzü aydınlandı."Ben!"dedi "(kartondan)kılıcımla o kötü askerleri döverim kovarım oradan, herkesler rahatça geçer." Peki oğlum dedim. Ama uyuyana kadar bana niye böyle bir şey yaptıklarını sorup durdu. Ben de bilmiyordum ki.

Çocuklar benim yayınları takip etmem olanları anlamaya çalışmam zihnimde muhakeme etmem arasında uyuyakaldılar. Onları yerlerine götürdüm. Evi toplamam gerekiyordu. İki eşyayı düzeltip internete bakıyordum. Bir kaç what'sup grubumla yazışıyordum. Sonra tekrar iki eşyayı kaldırıyordum. Beyimin ailesi beni kendilerinin yanına almak için ısrar ediyordu. Bizim kendi başımıza olmamızdan tedirgin oluyorlardı. Ben ise gerek yaşadığım mahallemin sükunetinden gerekse Başbakanın temin edici açıklamasından dolayı hayli rahattım. Çocukların uyanma riskini göze alamazdım. Hem düşünmeye ihtiyacım vardı. Tekliflerini geri çevirip güvensiz hissedersem onları arayacağıma dair söz verdim.

Üç kanal birden açmıştım medyaya güvensizliğimden. Bu arada TRT'de o meşum bildiri okundu. Birazdan askerler CNNi elegeçirdi. NTV çok takdir ettiğim bir şekilde yayına devam ediyordu. Tüm gece görev yapan güvenlik görevlileri gibi onlara da dua ettim. Ülke tvyi açamadım bir türlü internetten. TvNetin yayını ise faydasızdı. Kaldım NTV'ye...

TRT ele geçirildiği için olsa gerek, Cumhurbaşkanı CNN'den beyanat verdi. Halkı sokağa çıkma yasağını delmeye sokağa meydanlara davet ediyordu. Bu konudaki tereddütüm bu açıklamayla izale oldu. Heyhat ki üç çocuğum da uyuyordu. ikisini arabaya atsam üçüncüyü nasıl taşıyacaktım. Doluya koydum sığmadı boşa koydum dolmadı. Nihayetinde evde kalmaya karar verdim.

Bir yandan dua ediyor bir yandan neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordum. Gruplara dahil olmayan arkadaşlarımdan haber almak üzere mesajlar attım. Herkes iyiydi şükür. Arkadaşlarımdan bir kısmı meydanlara inmişti bile. Onların haber vermesiyle sokaklarda neler olduğunu da öğreniyordum. Kısıklı tıklım tıklımdı. Her kesimden insan tek yürek birliğini güvenliğini ve düzenini savunuyordu. Kimisi boğaz köprüsündeydi. Boğaz köprüsü hayli tehlikedeydi. Ama o akşam daha sonra yazılan güncelerden öğrendiğim kadar hayati tehlikelerle karşılaşacağını hiç tahmin etmemiştim. Ben evimizin üzerinden çok yakından bir jet geçip aynı anda bomba sesi duyan arkadaşlarımın duyumlarını paylaşmalarına kadar "bu iş bu gece biter" diye düşünüyordum. Bir de bunlara çok yakın zamanda NTV TBMM'den bir milletvekilinin telefonu üzerinden canlı yayında bağlıyken TBMM'ye yedi bomba düşene kadar. Sonradan öğreneceğim ki beyim TBMM'ye düşen bombaları çıplak gözle izleyebilecek mesafedeymiş o esnada.

Sabaha yakın saatlerde evimize hayli yakın mesafeden geçen jet artık beni bu işin ölüm kalım meselesi olduğuna ikna etti. Abdest alıp namaz kılmak istiyordum. Bu arada yazıştığım bir gruptan arkadaşım Aysun benim bir süredir yazmamamdan kaygılanmış "ses ver!" diyordu. Grup arkadaşlarıma namaza ayrıldığımı haber verdim. Oturup eşime helallik dileyen bir mesaj yazdım. Aramadım, sesini duyarsam ağlar onu da üzerim diye kaygılanıyordum. Onun durumu hakkında bilgi sahibi değildim çünkü. Benden çok daha kötü durumda olabilirdi. Ankara İstanbul'dan daha fazla ateş altındaydı ve ben eşimin tam olarak ne kadar güvende olduğunu bilmiyordum.
-Yine geldiğinde öğrendim ki meğer akşam yemeğine Gölbaşı'na gitmişler. Onlar ayrıldıktan kısa bir süre sonra bombalama olmuş. İş toplantısı yaptıkları yerden de güvenlik nedeniyle ayrılmaları gerekmiş. Sonunda otele dönmüşler ama burada da meclise bomba yağdıran jetler otelin üzerlerinden geçip gidiyormuş bir kaç helikopterle birlikte. Otelden çıkamadığı, Kızılay'a gidemediği için çok üzgündü bunları anlatırken. Nöbetine İstanbul'da devam etti. -
Mesajı yazdıktan sonra son vazifemi yapmış olmamın rahatlığı ile abdestimi aldım. Aslında kendi içimde beyimle vedalaşmıştım. Hangimizin başına ne geleceği hakkında hiç bir fikrim yoktu. Önemli de değildi. Bizimki de o an dışarıdaki diğer bir çok can gibi bir candı işte. Önemli olan neyin uğrunda verildiğiydi.

 Çocukları kontrol ettim ve sokakta darbe girişimini protesto etmek için korna çalanlardan dolayı uyanmasınlar diye pencereyi kapadım. Tüm bunları yaparken bir dakika sonra ne olacağından emin değildim. Ama evi de toplamaya devam ediyordum.

Namaza durdum. Dua ettim. Mesajlarımı kontrol ettiğimde beyimin beni sakinleştirmeye çalışan mesajını okudum. Zor bela kaldığı yeri öğrendim. Tanımadığım bir yerdi. Zaten Ankara'yı da pek bilmiyorum. Olan biteni değiştirmeye gücüm yoktu. En felaket sona kendimi hazırladım, nasıl hazır olunursa öyle bir sona... Allah'a dua ettim.

Gün ışımış, sabah olmuştu. TRT ve CNN halkın yardımıyla tekbirlerle geri alınmış, meclise saldıran jet düşürülmüştü. Yeni gün için enerji toplamalıydım. Üç çocuk gün boyu gözümün içine bakacaktı. Biraz uzandım. Haberleri açık bıraktım. Henüz daldım ki, Gülbeşekerimin beni uyandırmasıyla kendime geldim. Hemen haberlere yöneldim, boğaz köprüsünde askerler teslim oluyorlardı. Çok sevindim. Hayatın hemen normale döneceğine dair bir kez daha umut kapladı içimi. Oysa bizi hayli uzun sürecek zorlu günler bekliyormuş...

Hemen kalkıp çocuklara kahvaltılarını verdim ve kendimizi her an dışarı çıkacakmış gibi hazır eyledim. Beyim aradı seyahatini kısa kesiyor İstanbul'a dönüyordu. Evde bilgi paylaşımları ve dua dışında çocuklarla vakit geçirdim. Geceden başlayan şehit haberleri yavaş yavaş artıyordu.Gece boyu anlam veremediğim tasvirlerin üzerindeki sis gündüz okuduklarım ve duyduklarımla kalkmaya başlamıştı. Kim asker gafil avlanmış kimisi ise bile bile sivillerin üzerine ateş açmıştı. Milletin galeyan gelmesi işten bile değildi. Çevremizi itidale davet etmemiz gerekiyordu.

Öğleden sonra beyim geldiğinde artık derin bir nefes almıştım. Zira yolculuğu bile beni hayli kaygılandırmıştı. Akşam çocuklardan dolayı biraz kaygılı olsa da hep beraber çıkmıştık dışarı. Kısıklı'ya gittik. Sokaklarda onca insanla omuz omuza tarihe, birlik beraberliğe tanıklık etmek çok güzeldi. Çocuklarımın kaygılı bakışları beni üzdü, ama hayat buydu. Dünyanın bir çok köşesinde daha kötüsüyle muhataptı yaşıtları. Ve biz daha kötü bir hayatımız olmasın, yurdumuz zalimler tarafından zalimce ele geçirilmesin diye ailecek gece nöbetindeydik, nihayet.


1 yorum :

  1. Tekrar yaşadım, bu sefer beraber.. yan yana.. büyük geçmiş olsun hepimize. Rabbim selamete kavuştursun.

    YanıtlaSil